Teslimat, bir ürünü bir yere ya da bir kişiye ulaştırma işlemine verilen isimdir. Teslimat, gündelik hayatta insanların hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Teslimatın kullanım alanlarından bazıları yemek siparişi, internet üzerinden alışveriş ve ilaç tedariği şeklinde sıralanabilir.

Teslimat, ana bir dağıtım noktasından farklı araçlar kullanılarak ürünlerin son kullanıcıya ulaşmasını sağlar. Günümüzde teslimatlar otomobiller, kamyonetler, minivanlar, motorsikletler ve bisikletler ile sağlanmaktadır.

Günümüzde kullanılan araçların yanısıra teknlojinin ilerlemesi ile birlikte farklı dağıtım ihtiyaçları oluşmakta ve farklı dağıtım yöntemleri gelişmektedir. Özellikle kırsal kesimlerde ve ulaşım alt yapısının kötü olduğu bölgelerde yeni teslimat yöntemleri gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesi ile karşımıza çıkan yenilikçi iki teslimat yöntemi robotlarla teslimat ve drone kullanarak teslimattır.

Robotlar, belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araçlardır. Programlanabilir yapıları ve elektrik aksamları sayesinde hareket kabiliyetleri mümkün olduğunca her işi yapabilmektedirler. Gelişen teknoloji ve yeni trendler doğrultusunda robotlar sadece sabit bir elektrik kaynağına bağlı olmaktan çıkmış ve mobil hale gelmişlerdir. Üzerlerine yerleştirilebilen kamera, sensör gibi parçalar sayesinde daha gelişmiş özelliklere sahip olmuşlardır.

Teslimat için robot kullanımı, Estonya tabanlı bir girişim olan Starship tarafından geliştirilmiştir. Starship firması, Skype’ın eş kurucuları olan Janus Friis ve Ahti Heinla tarafından kurulmuştur. Teslimatta robot kullanımı bazı kullanıcılar için güvenlik anlamında riskli görünmektedir. Starship firması tarafından tasarlanan robot, otomobiller ve diğer araçlar gibi yolda ilerlemek yerine kaldırımda ilerlemek üzere tasarlanmıştır; bu nedenle klasik bir araç tanımına uymamaktadır. Yaya güvenliğini tehlikeye atabileceği düşünülen robotların üzerlerindeki kamera ve sensör sistemleri sayesinde etraflarındaki tüm engelleri algılayabilerek rahatça hareket edebilecekleri açıklanmıştır. İlk defa karşılaştıkları ve algılayamadıkları engeller karşısında uzak bir kontrol merkezinden insan aracılığıyla kontrol edilebilmektedir. Yayaları, hayvanları algılayabilen bu robotlar ayrıca trafik kurallarına da uyabilmektedir. Yolda karşıdan karşıya geçmek için sadece yaya geçitlerini kullanan bu araçlar henüz yaya geçitlerini tespit edebilecek kadar gelişmiş değillerdir. Kullandıkları yazılımın içine entegre edilmiş harita ve hassas gps modülleri sayesinde yaya geçitlerini kullanabilmektedir.

Robotun tek başına teslimat için kullanılması düşünüldüğünde akla gelen bir diğer sorun ise robotun kendi güvenliğidir. Robotun çalınması ve kaçırılması durumunda is uzak kontrol merkezinden robot üzerindeki hoparlörler kullanılarak uzak kontrol merkezinden kaçıran kişiye uyarı yapılabileceği ve üzerindeki gps modülü sayesinde tam konumunun tespit edilebileceği açıklanmıştır.

Teslimat için drone kullanımı, ilk kez 2013 yılında Amazon’un CEO’su Jeff Bezos tarafından dile getirilmiştir. Jeff Bezos, Amazon’un siparişten sonra 30 dakika içerisinde teslimatın sağlanabilmesi için bu yenilik üzerinde çalıştıklarını belirtmiştir. Amazon Prime Air ismiyle anılan bu çalışma, çıkış noktası olarak kullanıcılara 30 dakikada teslimatın nasıl yapılabileceğini düşünmelerinin sonucudur.

Amazon’un yanı sıra drone ile teslimat sektörünün diğer büyük oyuncuları ise Google ve Zipline’dır. Google’ın çatı şirketi olan Alphabet, Project Wing ismi verilen projesinde drone kullanımını teslimatın yanısıra acil durum servisleri ve endüstriyel muayenelerde kullanılmak üzere geliştireceğini belirtmiştir.

Zipline firması ise, Ruanda hükumeti ile anlaşmalı olarak ülke çapında tıbbi malzeme dağıtımı yapmıştır. Teslimat dışında bir amaç için geliştirilen Zipline’a ait Zip Fleet; drone taşımacılığının sadece tüketim amaçlı olmadığını göstermiştir.

Bir diğer drone ile teslimat konusunda çalışmalar yürüten şirket ise, kargo devi UPS’tir. Kargo aracı kullanımı esnasında paket teslimatı yapılacak konumlar büyük şehirlerde genellikle birbirlerine çok yakındır. Yoğun popülasyon ve kentleşme insanları yaklaştırarak küçük alanda daha çok insanın yaşamasını sağlamaktadır. Bu tür durumlarda kargo aracı kullanmak oldukça kârlı olarak dağıtım başı masraf oldukça düşmektedir. Ancak popülasyon yoğunluğunun düşük olduğu bölgelerde dağıtım masrafı oldukça yükselmektedir. Bu düşünceyle yola çıkan UPS drone ile teslimat konusunda çalışmalarını sürdürmektedir. Genel bir UPS merkezinden dağıtım yerine kargo aracından belirli bölgelere teslimat yapılması hedeflenmektedir.

Teslimatta drone kullanımı her ne kadar kullanılan insan gücünü ve bekleme zamanını kısaltsa da, drone geliştirmelerinin yanı sıra bir de teslimatta drone kullanımının ekonomik boyutu bulunmaktadır. Günümüzde drone’lar, en 9 kilograma kadar olan paketleri taşıyabilmektedir ve klasik kargo araçlarının aksine teslimatı yaptıktan hemen sonra teslimat noktasından aynı yolu geri uçarak bataryalarının şarj edilmesi gerekmektedir. Küçük çaplı teslimat firmaları için bu durum negatif olarak gözükse de UPS’in hesaplamalarına göre teslimatlarında drone kullanımı şirketin yıllık 50 milyon dolar kâr etmesini sağlayabilecek güçtedir.

Sonuç olarak, ilerleyen teknoloji ile teslimatta yeni teknolojilerin yer alması henüz geliştirme aşamasındadır. Kullanılan cihazların pil ömürleri ve dayanımları arttıkça teslimat için yeni teknolojilerin yaygınlaşması öngörülebilmektedir.